Menü Kapat

Risk Üzerine

Risk Üzerine
Her seçimin arkasındaki risk faktörü ne kadar etkili?

Uzun bir aradan sonra tekrar burada olmak huzur verici olsa da aynı zaman da geriyor da. Neden mi? Acaba yeniden düzgün bir şekilde yazabilecek miyim? Yoksa yine karalama gibi olan bir yazı ile mi buradan gitmiş olacağım? Hiçbir fikrim ve taslağım yok. Belki de risk budur.

Çok standart bir hikayedir: Öğrenci sınavda “Risk budur!” yazıp çıkar. Bence pek de öyle değil. TDK’ye göre Risk, “Zarara uğrama ihtimali”dir. Her şeyin arkasında minimal şekilde de var olan zarara uğrama durumu her düşüncemizde bizleri derunî düşüncelere sevk etmeli mi acaba? Bunu direkt olarak “Risk” oyununda görebiliriz aslında.

7-77 herkesin oynadığı Risk oyununda asıl amaç tüm alanlara sahip olmak. Bunu yaparken de askerlerinizi doğru bir şekilde dağıtmanız ve şansınızın yaver gitmesi gerekli. Tabii ki strateji ile oyunu güzel bir şekilde götürebilirsiniz fakat arkada her zaman bir riskin olacağını bilmek de önemli. Mesela karşı tarafın zarını ne zaman yenebilirsiniz? Bununla alakalı çalışılmış çok güzel bir tablo var. Kaç askerle saldırırsanız ne kadar kazanma ihtimaliniz veya kaybetme riskiniz var, bunu çok güzel ölçmüşler.

https://datagenetics.com/blog/november22011/

Efendim, ben de nacizane şuraya kendi videomu ekleyeyim. Ben ise yine Risk oyunuyla alakalı bir veri çalıştım. AD353 yani Management Science dersi aldığım şu dönemde karşıma çıkan bir problemi çözmek için yazmış olduğum simülasyon.(Karşıma çıkmadı, ödev aslında.) Dersimizi veren Sn. Mustafa Hayri Tongarlak Hocama da buradan tekrardan teşekkürlerimi sunarım. Dersimiz gerçekten çok keyifli geçiyor. Kısaca olay şu: 6-7-8 asker ile bir bölgeye saldıracağız. Bu bölgede 7 asker olacak. Peki bizim kazanma oranımız yüzde kaç olur? Tabloda var ama biz kendimiz tamamen oynayan bir simülasyon çıkartmamız gerekiyor. Buraya tıklayarak AD353 Management Science dersi için hazırladığım Risk Oyunu Zar Simülasyonu modelini inceleyebilirsiniz.

Her şey tamam da “Risk” üzerine biraz da kendi fikirlerimizi beyan etmeyelim mi? Riskin arkasında yatan aslında ihtimal. Olmama ihtimali, her zaman olan bir ihtimal.

Biz neyiz?

Nasıl bir dümenin içindeyiz?

İhtimaller okyanusunda

Çok bilinmeyenli denklemleriz

Lalalar

Denklem çözmenin hayatımızda matematikle var olduğunu varsayarsak eğer, ülkecek risk yönetmede biraz geri olduğumuzu söylemek hayli mümkün. Çünkü her sene haberlerde boy boy yazan “Üniversite sınavında matematik bölümü neti 40 soru üzerinden 3.21!” gibi manşetler içler acısı halimizi ortaya çıkartıyor. Kimisi der ki üniversite sınavları, lise sınavları hiçbir şeyi ölçmüyor. Hayır efendim, halimizi ortaya çıkartıyor malesef.

Her şeyin potansiyel bir risk taşıdığını bilmek de ayrı bir dert, ayrı bir yara. Düşünsenize; her hareketinizde arkadaki ihtimaller okyanusunu düşünmek zorunda kalıyorsunuz. Pek ihtimal ki bu gençken pek olmuyor ve bu yüzden üzerinize yapışıyor bir sıfat: delikanlı. Bu da hareketleri irrasyonel olarak şekillendiriyor. Haliyle bir bakıyoruz ki aslında yapılmayacak bir fiiliyat, sergilenmiş bulunmakta.

Bu rasyonelitenin her zaman iyi bir şey olduğunu kesinkes söylemiyorum. Zihin ne kadar rasyonelleşirse o kadar “comfort zone” bağımlısı olmaya başlıyor insan. Sahip olduğunuz her şeyin kendinize bir külfet olduğunu anladığınız zaman ise zaman çoktan geçmiş oluyor. Terk etmek istemiyorsunuz sahip olduklarınızı. Üniversitede iken drop-out olmak sizin için bir risk. Bunu göze alıp bir iş kurmak veya tamamen hayallerinizin peşinden koşmak yerine sahip olduğunuz üniversite sıfatını kaybetmek istemiyorsunuz. Bu ailede de geçerli, evde de saatte de. Kısacası her an her yerde.

Rasyonelite ve irrasyonelite arasındaki denge nasıl kurulur? Keşke ben de bilebilsem. Ama tek bildiğim bunun çok zor ve yorucu olduğu. Bunu görselimizde yer alan rozetin arkasındaki hikayeden anlayabiliyoruz. “Hand of the King” Bir kişi düşünün, bir tarafta ailesi, nefret dolu, bir tarafta ise 3 ejderha. Evet, Game of Thrones hikayesi… Benden çok daha iyi bilen insanlara ne anlatıyorum ki??

Ben şuraya Kralın Eli’nin hikayesini bırakayım. Risk üzerine belki kafada kurulacak olan mübtedi fikirler için uyaran olur.

p.s. Risk her zaman bir ihtimal ile kaimdir. Bu da bizi kadim istatistik bilimine götürüyor. İstatistik her zaman doğru olmasa da bize ortalamayı verdiğinden dolayı her zaman güvenilir bir liman. Nasıl ki insanlar kendi güvenli alanından çıkmak istemediği gibi şirketler de kendi güvenli alanlarından çıkmak istemiyor. “Forecast“lerini istatistik üzerinden gerçekleştiriyorlar. Açıkçası çok da tutarlı oluyor genelde. Ama riski minimize edince kalır mı bir zevk, bir heyecan?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.