Menü Kapat

Sonsuz – Zaman Kavramları Üzerine

Sonsuz kavramı üzerinden bir şeyler karalayacağım bir yazı tasarlamıştım fakat son birkaç gündür yaşadığım olaylar zamanın da ne kadar geçici olup olmadığı veya sonlu olup olmadığı hakkında kafamda birkaç karmaşa bıraktı. Bunları da biraz daha yazıya döküp anlatabileceğim bir yazı olmasını temenni ediyorum. Karmaşık olabilir. Aynı zihnim gibi. Sonsuz – Zaman Kavramları üzerine bir düşünce yazısı.

Sonsuzluk

Sonsuzluktan başlamak istiyorum. Klasik hepimizin sonsuz algılayışı vardır. Waow! Sonsuz yani. Sonsuz adı üstünde peki nasıl sonsuz? Gerçekten idrak edebildiğimiz bir durum mu? Yoksa sonsuz diyerek geçiştirdiğimiz bir basit olgu mu? Veya gerçekte hiç var olmayan basit bir yanılsama mı?

Açıkçası benim fikrim yanılsamadan ibaret. Sonsuz diye ele alabildiğimiz bir olgu, kavram, obje, meta var mı? Belki “Tanrı” olarak addebileceğimiz bir meta. Ama tamamen inanç meselesi. Onun dışında ne evren sonsuz, ne de yansımalar. Burada 11. sınıf fizik dersime gitmek istiyorum.

11. sınıf fizik dersinde, sanıyorum ki TYT konuları devam ediyordu o sıralar, çok basit bir problem ile karşı karşıyaydık. Işığın kırılması ve yansımaları konusu üzerinde iki aynanın karşılıklı konulması sonucu oluşan “sonsuzluk” algısı. Hepimiz yaşamızdır veya denemişizdir bile. İki aynayı karşı karşıya getirip “Bak! Sonsuz oldu.” demek. Ama burada şöyle bir sıkıntı karşımıza çıkıyor. Işık her yansıdığı zaman belli bir mesafe gitmek zorunda. Her yansıdığında ise aradaki mesafe uzuyor. Bu da karşımıza şöyle bir durum çıkartıyor. Limit ile gidebilirsek eğer aynanın görüntü tekrarı sonsuza giderken aynalar arası mesafe de sonsuza gidiyor. Bu da karşımıza “Limit 1″i çıkartıyor ki sonsuzluk kavramından epey uzak bir duruma yaklaşıyoruz.

Zaman

Sonsuzluk kavramından bahsederken sonlu olan “Zaman” kavramına değinmemek olmaz diye düşündüm. En bariz sonlu olan meta. Bir gün zamanın tükeneceği. Veya tükenmeyeceği mi? Öldükten sonra zaman algımız devam edecek mi? O zaman devam edecekse nasıl bir kısıtlama getireceğiz? Zaman aslında Tanrı’nın ta kendisi mi?

Zamanın sonsuz ve sonlu olduğunu düşünüyorum. “Flexible” ve “Adjustable”. Aynı zaman da “Relative”. Dün 45 dakika at üzerinde koşturmam yaklaşık olarak 1 dakika sürdü sanıyorum. Ama kontrolü kaybedip duvara toslamam için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Toslamadan sonra duvara tutunup kendimi güvene alabilmem için geçen 15-20 saniyenin belki 45 dakikadan daha uzun geldiğini söyleyebilirim. Eğer zamanlarımız böyle “Relative” ise bunu kontrol edebilen de sadece biziz. Veya zaman bizi kontrol ediyor. Her şeyimizi zamana göre ayarlıyoruz. Aynı dinlerde insanın hareket, davranış ve ibadetlerini Tanrı’ya göre uyarlaması gibi. O zaman hepimizin ortak bir dini mi var? Zaman denilen Tanrı, insanlığın tek ortak tanrısının kendisi mi yoksa bir yansıması mı?

Not: Kur’an-ı Kerim’deki Asr suresi ve “Zamana yemin olsun” sözlerinden bir yansıma olduğunu düşünüyorum. Bu parantezi de böyle kapamış olayım. İlgili ayet ve tefsiri için Diyanet linki.

Zaman Üzerine İç Burkucu Bir Gerçek

Malesef zaman çok ama çok hızlı geçiyor. Belki de sonsuz hızda. Ne kadar sonsuz mal, mülk olsa da alınamayacak bir meta. Gerçi satın alınabiliyor veya satılabiliyor. Aynı işçiler gibi. Hepimiz yani. Saatlerimizi satıyoruz. Kimimiz sosyal medyaya kimimiz ise benim gibi buraya. Ama asla bir daha geri gelmeyecek. Peki ne uğruna?

Yaklaşık 10 yıl boyunca kulak problemlerimden dolayı babam beni doktorlara götürdü. Prof. Dr. Erol Egeli ile çok uzun zamanlar geçirdim. Belki de işitme kaybımın düzelmesinde tek yardımcı olabilecek oydu. Ve düzeltti de sağolsun. Dün ise aynı muayenehaneye tekrar babamla beraber gittim. Ama bu sefer o beni değil, ben onu götürüyordum. Zamanın ne hızlı değiştiği, zamanın bizlere getirdiği yaşlılığı ve farklılıkları fark etmek. Biraz burkucu. İnsanın sonluluğu belki de sonsuzluğa doğru.

Zamanın en büyük düşmanı veya muadili ise “Ölüm” gibi görünüyor şu sıralar. Çünkü bir bilinmezlik hepimiz için. Uzayda bile kaç bin, milyon, milyar ışık yılı uzaklıktaki gezegenleri bile keşfedilmiş bir insan medeniyeti 65-75 senelik bir yaşamın ardındaki ölüm kavramı üzerine kesin bir bilgisi yok. Bulamıyor.

Sanırım düğümü çözeyim derken katmerlendi. Belki de açamadım içimdekileri. Bir şekilde bu düğümü çözmek istiyorum. Ama nasıl? Buradan devam edeceğim herhalde. Sonsuz – Zaman kavramları üzerine yazılarımı devam ettirmeyi düşünüyorum. Zaman izin verirse.

Dipnot: Neden uçak kullandım? Jetlag ve hız kavramları üzerine durabilmek için. Bundan sonraki yazımda hızdan da bahsedeceğim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.